Wednesday, 1 June 2011

20.12.2010


22.19

O kadar yorgun ve o kadar halsizim ki. Ayaklarım o kadar çok canımı yakıyor ki, kesip kurtulmak istiyorum ayaklarımdan. Ama yok benim aptal, benim salak o silikon tabanları çıkarırsan botun içinden böyle olur işte, ne vardı ki çıkardım ben onları. Zaten yine 3. takımda, şans eseri doğup zorunluluklar yaşayan bir dallama yüzünden 2 saat bekledik içtima alanında, offfff offfff çok acıyor ayaklarım :(:(.
Bugün ilk kez silah aldık elimize, elbette bir çoğunun mekanizmaları çalışmıyordu bu silahların; çünkü hepsi eğitim silahı idi. Zaten bütün bir gün silah ile eğitim yaptık, hareketleri var; ama gayet kolaymış hareketler, sevdim yani.
Bugünlük bu kadar, diyorum ya yatıp uyuyacağım, yoksa gidip ayaklarımı kesmek zorunda kalacağım. :( :( Canım acıyor.....

19.12.2010

02.18
Nöbetçiyim; ama öyle elde silah çaprazda beklemiyorum, koğuşun dışında botları ve dolapları bekliyorum bu gece, kimse bir şey uçurmasın dolaplardan diye.Yarın kalk saat 05.30 ve henüz hiç uyuyamadım. Her gece 4 saat uyku ile ayakta duruyorum. Zaten koğuş revire döndü iyice, her sabah en az 1 kişi yatakta
n hasta olarak kalkıyor ve her gün 20 25 kişinin revire gittiğini görüyorum, koğuşta 1 kişi hastalanınca herkes yavaş yavaş hastalanıyor. İşin kötü yanı revire gitmek içinde ilaçları almak içinde 2 3 gün beklemek gerekiyor. Bizim koğuşta ilk kurban Tuna idi, gece eğitiminde ayak kasları çekti, en azından 3 gün yatak istirahati alabildi, Hemen ardından bu sefer Murat ADAR dizlerinden rahatsızlandı, hoş daha önce bir çok kere operasyon geçirmiş dizlerinden bu yüzden revire gitti, revir doktoru Murat'ın dizlerine harika bir çözüm bularak C vitamini verdi. Halbuki Murat daha önce dizlerinden hem menüsküs hemde iç ve dış yan bağ ameliyatları olmuş, Murattan sonra Seyfi rahatsızlandı, hoş Seyfi galiba hiç iyileşemeyecek:). Ve 3 gün önce Uğur'da hastalar arasında yerini buldu. Hem Seyfiyi hemde Uğur'u bir gece vakti Acile gönderdik ikisi de birer iğne yiyerek geri geldi.
Bu arada bizim bölük yaklaşık 550 kişi, bu 550 kişiye bizim bölükte 10 tuvalet, 10 pisuvar ve 20 musluk var, yani her 55 kişiye bir tuvalet, 1 pisuvar ve 27 kişiye de 1 musluk düşüyor, temizlik ise galiba 5 6 gün önce yapıldı, zaten 2 tuvalet tıkanmış durumda, ayrıca bölüğe ait hamam'da biz gelmeden 1 hafta önce yıkılarak tadilata alınmış, bu yüzden şimdiye kadar sadece 1 kere banyo yapabildik bölükte o da sadece 5 dk ile sınırlıydı, son olarak burada çay bulabilmek bile neredeyse imkansız, askerler kafeteryaları kafalarına göre açıp kapatıyorlar burada. Canları isterse çay var istemezse yok.
Neyse bu kadar şikayetten sonra günün olayına değinelim bugün Kıbrıs'ta gideceğim birliğin tebliğini aldık. Gideceğim birlik tam olarak şöyle 39. Mekanize Piyade Tümeni 49. Piyade Alayı 1. Tabur 3. Bölük komutanlığı. Elbette bunun kötü yanı koğuştan ayrılmam olacak; çünkü burada herkes birbirini anlayabiliyor; ama Kıbrıs konusunda da içimde deli gibi bir merak var, hoş daha birliğimin nerede olduğunu dahi bilmiyorum bile, bir çok dedikodu var ama kesin bilgi söz konusu değil işte.
Bu gece nöbetçi Çavuş Fahri idi, oturduk muhabbet ettik bütün nöbet boyunca, Fahri çok iyi bir arkadaş, hatta fazla iyi diyebilirim ki, bu yüzden kimileri Fahriyi ciddiye almıyor; ama diyorum ya Fahri cidden çok kafadar bir adam.

Neyse bu gecelikte bu kadar yeter saat 05.30'da kalkacağım daha.
Not: Burdur'dan nefret ediyorum demişmiydim daha önce :).