22.19
Wednesday, 1 June 2011
20.12.2010
22.19
19.12.2010
Tuesday, 31 May 2011
18.12.2010

23.44
17.12.2010
21.35
16.12.2010
22.43
15.12.2010
14.12.2010
23.25
O kadar yorgunum ki bugünün yazısını bitirebilir miyim bilemiyorum. Kalem tutan elim bile sızım sızım sızlıyor. Koğuşta uyumayan sadece ben varım herkes yatağına girer girmez uykuya daldı. Horultular birbirini bastırıyor; belki dışarıda bir yerde duysam bu horultuları küfürler savururum; ama burası farklı ve herkes o kadar yorgun ki horlamaları çok normalJ. İnternette Burdur ile okuduğum yazılar geliyor aklıma, herkes ne kadar güzel anlatmıştı Burdur’u, onlara göre ne kadar da güzelmiş meğersem Burdur; ama şimdi anlıyorum ki hepsi koca koca yalanlardan ibaretmiş. Acemi asker olmak zormuş gerçekten çok zormuş.
Bugün sabah saat 05.30’da kalk emri ile kalktık, dünkünün aksine bugün yağmurlu bir Burdur gününe uyandık. Dün yağan bütün kar, yağmur ile birlikte eriyip gitmişti. Kalk içtimasından hemen sonra kahvaltıya geçtik ve sonra yeniden içtima aldık, aslında burada bizi yoran sadece içtima olayı bence, özellikle şu çök emri gelmesinden özellikle çekiniyorum; ama her içtimada en az 6 7 kere çök, kalk yapıyoruz. Sebebi ise hem dizim hemde ayağım çok fena ağrıyor. İşin kötü yanı gün içinde toplamda 6 kere içtima alınıyor ve her içtima 35 dakika ile 2 saat arasında değişiyor.
Akşam yemeğinden hemen sonra yeniden içtima alındı, meğer bugün gece eğitimi varmış, sanki sabah verilen eğitim yetmiyor bir de gecesi çıktı dedim kendi kendime. Hoş Vural, Murat Teğmenden bahsediyordu sürekli, meğersem o teğmen bu gece nöbetçiymiş ve dediklerine göre Murat Teğmenin nöbetçi olduğu gecelere dikkat etmek gerekirmiş. Gece eğitimi 3 saat kadar sürdü, ayaklarım o kadar çok ağrıdı ki neredeyse bir ara bırakacaktım kendimi yere, hoş galiba bunu tek düşünen kişi ben değildim ki gece eğitiminin ortalarına doğru ambulans geldi alay içtima dediğimiz yere ve 1 askeri aldı. 10 dakika sonra tekrar geldi ve 1 asker daha gitti en sonunda bizim manga’dan bir arkadaşta daha fazla dayanamadı ve o da ambulans’a binerek revire götürüldü, aslında kurtulmuş oldu diyebilirim. Saat 9 sularında gece eğitim son buldu ve herkes derin bir nefes almışken Murat teğmen bütün bölüğün tek tek sayılmasını istedi. Tek tek sayıldık ama 550 kişiden 1 kişi eksikti, bilmiyorum belki 5 defa daha sayıldık o arada ama hep 1 kişi eksik çıkıyordu ve o 1 kişi yüzünden tam 1 saat 15 dakika boşu boşuna gecenin ayazında dikilip durduk. Bu arada içtimada beklerken artık birileri çok mu konuştu da yoksa başka bir sebepten ötürümü bilmiyorum ama Murat Teğmen yat emri verdi, yerler ıslaktı, falandı filandı demeden yattı herkes J. Böylece ilk fırçamızı da bir şekilde yemiş olduk. 1 saat 15 dakikanın sonunda kayıp olan arkadaş ortaya çıkabildi ve bizde yataklarımıza gidebildik. Evet, bugünde koğuşta uyumayan tek kişiyim; ama yatıyorum ve hemen uyuyorum şimdi.
13.12.2010
22.15
Bugün karar verdim ki askerlik insanın koyun yerine koyulduğu yegâne yerdir; ama bir noktada hak vermemek elde değil bu sisteme. Sonuçta 500 insanı bir arada tutabilmek ve aynı saniye içinde aynı hareketleri yaptırmak için insanı koyun haline sokmak gerekiyor.
Sabah saat 05.00’da kalktık ve o saatten beri neredeyse hiç oturma fırsatı bulamadım, zaten ne oturacak bir zaman ya da oturabileceğim yer var. Ayak topuklarım ciddi bir şekilde canımı acıtıyor ve ayrıca belimde sızlıyor; ama galiba sadece ben değilim bu halde olan.
Sabahtan bu yana tam olarak 6 defa içtima alındı her 2 saatte bir sayılıyoruz desem yeridirJ. 3 saatlik bir eğitim ve toplamda 7 saat süren içtima, elbette komutlar belli çök, kalk, rahat ve hazır ol; ama eminim bunlar sadece 2. gün olduğu içidir ilerleyen günlerde komutların biraz daha ağırlaşacağına eminim. Saat 16.00’dan beri hiç hız kesmeyen bir kar yağışı var Burdur’da. Artık sigara bile içmeye çıkmak istemiyorum, soğuk bir yandan yorarken, ayakta kalmak çok daha fazla yoruyor ve canımı yakıyor, neyse ki sadece 155 gün ya 460 gün askerlik yapanlara ne demeli Allah asıl onlara sabır versin, az değil 460 koca gün.
Şimdi gelelim bugünün asıl olayına, bugün öğrendik ki herkes Kıbrıs’a gidiyor, evet Burdur’a gelen neredeyse her askerin usta birliği Kıbrıs olacak. Hoş ilk katıldığımızda da fısıltılar vardı Kıbrıs konusunda ama yine de kesinleşince biraz moralim bozuldu açıkçası, sonuçta pek Kıbrıs taraftarı bir insan değilim ben ve şimdi de Kıbrıs’a gitmek zorundayım, neyse şimdilik daha fazla yazıp canımı sıkmak istemiyorum bu konu ile ilgili.
Diyorum ya çok yorgunum ama uyuyamıyorum henüz çünkü şuan asker gazinosunda kayıt belgelerini doldurmak için bekliyoruz ve daha ne kadar sürecek inan hiçbir fikrim yok halen. 25 gün daha çekilir mi bu eziyet bilmiyorum ama yapacak hiçbir şey yok.
Sevgilimi çok özlüyorum hem de çok çok özlüyorum biriciğimi; ama gidene değil kalana zor gelirmiş derler, sonuçta yavaş yavaşta olsa alışıyoruz birbirimize burada; ama hep aklımda sevgilim hep düşüncelerimde.
12.12.2010
Açıkçası bütün bir gün ayakta dikildik durduk, birliğe teslim olduktan hemen sonra bizleri Mangalar halinde ayırdılar, benim takımım ve mangam 2. Takım 3. Manga, ayırma işleminden hemen sonra ufak çaplı bir çanta araması yapıldı, ufak derken gerçekten çok ufak çaplıydı ki asker hiç bakmadı bile çantamın içine. Hani ilaç alsaydım yanıma dedim kendi kendime, hatta cep telefonu falan soksam kimse anlamazdı haniJ. Aramadan sonra ilk olarak topluca yatacağımız koğuşlara giderek çantalarımızı koğuşa bıraktık ve Manga Çavuşumuz Vural ile tanıştık, açıkçası Soyadını söyledi; ama hiç hatırlamıyorum şuan için. Vural Çavuş önümüzde ki 25 26 gün boyunca bizi eğitecek olan arkadaş herhalde 20 21 yaşındadır. Koğuştan hemen sonraki durağımız galiba bir yemekhaneydi; ama bugünlük için aşı bölümü olarak ayrılmış hepimiz üstümüzü çıkardık ve sıraya geçtik aradan bir kamuflajlı asker belirdi ve biz sıra halinde beklerken ve aramıza girerek kollarımıza elinde ki iki tendirdüyotlu pamuk ile başladı boyamaya. Aşı için oturan askerleri gördükçe sıranın bana gelmesinden korkmaya başladım, bir askerin iki yanına oturan iki hemşire aşıları o kadar sert yapıyorlardı ki kimi askerin kolundan kan neredeyse fışkırıyordu, nitekim sıra bana gelince bende aynı kaderi paylaştım arkadaşlarla ve özellikle sağ kolumdan ciddi şekilde kan aktıJ. Aşıları da olduktan sonra bu sefer eşya deposuna gittik manga çavuşu eşliğinde ve bir komedi başladı. Eşya deposunda herkese aynı tip ve aynı beden elbise dağıttılar, mesela benim parkam bana 4 5 beden büyük geliyor; ama hadi ben 90 kiloyum
Neyse ilk günkü izlenimlerim ve yaşadıklarım böyle, yarın sabah saat 05.00’da kalkacağız şimdi birazcık uyku iyi gelecek galiba bana, bugünlük yeterli olacaktır.
Acemi Asker Listesi
Ön Söz
Askerliğimi 337. kısa dönem olarak yaptım, acemi birliğimi Burdur 58. Piyade Alayında usta birliğimi ise 39. Tümen 49. Piyade Alayında tamamladım, Burdur'u saymazsak aslında Kıbrıs'ta çok rahat bir askerlik yaptım diyebilirim, hatta askerlik yapmadım desem yeridir, sonuçta dershanede İngilizce öğretmeni olarak görev yaptım ve İngilizce dersi veriyordum sadece, elbette nöbette tuttum, portakalda topladım; ama genel olarak çok güzel bir askerlik geçirdim ve bu arada 156 günlük askerlik hayatımın her gününü, üşenmeden ve sıkılmadan bir güncede topladım, çoğu zaman arkadaşlarım şaşırdılar nasıl bu kadar çok şey yazabildiğime. Evet kimi günler çok sıkıldım yazmaktan ve hatta bazen yazacak hiç bir şey bulamadığımda oldu ama bunlar 3 4 günü geçmez diye düşünüyorum. İnsan askerde o kadar çok şey bulabiliyor ki yazacak, aslında o kadar çok şey yaşıyor ki anılara sığdıracak; ama işte kimi zaman bunu anlayamıyor. Ben bu konuda kendimi şanslı hissedenlerdenim açıkçası; çünkü hem yazacak çok şeyim oldu askerde hemde anılarıma sığdıracak. Bir çok yeni insanla tanıştım orada, evet kimine kısa gelir 156 gün ama işte dışı seni içi beni yakar 156 günün.