23.25
O kadar yorgunum ki bugünün yazısını bitirebilir miyim bilemiyorum. Kalem tutan elim bile sızım sızım sızlıyor. Koğuşta uyumayan sadece ben varım herkes yatağına girer girmez uykuya daldı. Horultular birbirini bastırıyor; belki dışarıda bir yerde duysam bu horultuları küfürler savururum; ama burası farklı ve herkes o kadar yorgun ki horlamaları çok normalJ. İnternette Burdur ile okuduğum yazılar geliyor aklıma, herkes ne kadar güzel anlatmıştı Burdur’u, onlara göre ne kadar da güzelmiş meğersem Burdur; ama şimdi anlıyorum ki hepsi koca koca yalanlardan ibaretmiş. Acemi asker olmak zormuş gerçekten çok zormuş.
Bugün sabah saat 05.30’da kalk emri ile kalktık, dünkünün aksine bugün yağmurlu bir Burdur gününe uyandık. Dün yağan bütün kar, yağmur ile birlikte eriyip gitmişti. Kalk içtimasından hemen sonra kahvaltıya geçtik ve sonra yeniden içtima aldık, aslında burada bizi yoran sadece içtima olayı bence, özellikle şu çök emri gelmesinden özellikle çekiniyorum; ama her içtimada en az 6 7 kere çök, kalk yapıyoruz. Sebebi ise hem dizim hemde ayağım çok fena ağrıyor. İşin kötü yanı gün içinde toplamda 6 kere içtima alınıyor ve her içtima 35 dakika ile 2 saat arasında değişiyor.
Akşam yemeğinden hemen sonra yeniden içtima alındı, meğer bugün gece eğitimi varmış, sanki sabah verilen eğitim yetmiyor bir de gecesi çıktı dedim kendi kendime. Hoş Vural, Murat Teğmenden bahsediyordu sürekli, meğersem o teğmen bu gece nöbetçiymiş ve dediklerine göre Murat Teğmenin nöbetçi olduğu gecelere dikkat etmek gerekirmiş. Gece eğitimi 3 saat kadar sürdü, ayaklarım o kadar çok ağrıdı ki neredeyse bir ara bırakacaktım kendimi yere, hoş galiba bunu tek düşünen kişi ben değildim ki gece eğitiminin ortalarına doğru ambulans geldi alay içtima dediğimiz yere ve 1 askeri aldı. 10 dakika sonra tekrar geldi ve 1 asker daha gitti en sonunda bizim manga’dan bir arkadaşta daha fazla dayanamadı ve o da ambulans’a binerek revire götürüldü, aslında kurtulmuş oldu diyebilirim. Saat 9 sularında gece eğitim son buldu ve herkes derin bir nefes almışken Murat teğmen bütün bölüğün tek tek sayılmasını istedi. Tek tek sayıldık ama 550 kişiden 1 kişi eksikti, bilmiyorum belki 5 defa daha sayıldık o arada ama hep 1 kişi eksik çıkıyordu ve o 1 kişi yüzünden tam 1 saat 15 dakika boşu boşuna gecenin ayazında dikilip durduk. Bu arada içtimada beklerken artık birileri çok mu konuştu da yoksa başka bir sebepten ötürümü bilmiyorum ama Murat Teğmen yat emri verdi, yerler ıslaktı, falandı filandı demeden yattı herkes J. Böylece ilk fırçamızı da bir şekilde yemiş olduk. 1 saat 15 dakikanın sonunda kayıp olan arkadaş ortaya çıkabildi ve bizde yataklarımıza gidebildik. Evet, bugünde koğuşta uyumayan tek kişiyim; ama yatıyorum ve hemen uyuyorum şimdi.
No comments:
Post a Comment