Wednesday, 4 April 2012

10. Gün 21.12.2010

Öncelikle uzun zamandır yazamadım, gerek benim uyuşukluğum gerekse iş güç yüzünden fırsat bulamadım. Şimdi biraz nefes aldım 3 5 satır yazalım.

Saat 19.36

145 gün kaldı, çok seviniyorum şu günlerin geçmesine, her gün biraz daha yakınlaşıyorum özgürlüğe; ama her gün biraz daha sıkılıyor canım özlüyorum özgürlüğü:).
Bugünkü eğitimler gayet eğlenceliydi, hoş öğlen saatlerine kadar Burdur semalarında hem yağmur bulutları eksik olmadı hemde denetlemeler yüzünden tribünlerde oturduk. Elbette öğle yemeğine kadar bir şey yapmamızın acısı öğlenden sonra ki eğitimde fazlasıyla çıktı sayılır. Bugün hiçbirimiz pek fazla yerden kalkmadık. Eğitimin konusu mevzi alma ve hedef küçültme idi; ama benim gibi biri için hedef küçültme konusunda pek bir işe yaramadı diyebilirim. Evet yerde süründük vs. ama en azından sola dön sağa dön olayını geçtik bu da birşey. Burdur'da toprak kireçli; ama öyle böyle kireç değil gerçekten beyaz, zaten üniforma tamamen bembeyaz bir hal aldı, yıkama olayı da olmayınca öylece duruyor zavallım.
Günler geçtikçe Vural'da marş çeşitliliğini arttırıyor, cidden bazen bizde gaza geliyoruz; ama Vural'ın gaza gelişini burada anlatamam yaşamak lazım onu. Bu aralar en gözde marş şu.

Aylardan Kasım,
günlerden Cuma
saat 9'da çıktı çatışma.
Girdim mevziye
mevzi karanlık
mevzi değil bu
sanki mezarlık
Ana bilmeyiz
Baba bilmeyiz
Bu vatan için
dağdan inmeyiz
Kahpe PKK
Dinle bu marşı
İşte geliyor
Askerin Şanı
Bugün Murat ADAR revir çıkışı merdivenlerden düşmüş, adamın kalçası öyle bir renk almış ki ben böyle bir şey ömrü hayatımda görmedim, böyle mor değil, kahverengi değil, bildiğin siyah bir renk almış, artık nasıl düştü bilmiyorum ama Murat'ın kıçı yerinde olmayı istemezdim cidden. Koğuş olarak herkes yavaş yavaş hasta olmaya başladı, (Seyfi,Ömer Faruk, Uğur, Mehmet(Derinceli), Tuna, Zekai, Murat ve son olarak Mustafa hepsi hasta) hoş normal aslında 22 kişiyiz ve koğuş normalden çok ufak herkes burada şifayı kapacak; ama dün gece Artvin'li Mustafa az daha havale geçiriyormuş, allahtan Vural nöbetten gelirken fark etmiş çocuğun sayıklamalarını da uyarmış bizimkileri. Hoş ben uyanamadım bile meğer baya gürültü patırtı çıkmış koğuşta, neyse ki doktor imana gelmiş bu sefer ve 2 gün yatak istirahati vermiş. Burdur'da yatak istirahati almak için ciddi ciddi gidici olmak gerekiyor yoksa istirahat gibi bir şey pek kolay değil. Galiba bende hastalanıyorum ama bakalım. Bu arada Zekai'yi de hastalar içine koydum da Zekai bildiğin deli o yüzden onu listenin dışına almak lazım. :) Herif sürekli RDM'de her allahın günü gidiyor, bu arada RDM tam olarak nedir bilmiyorum; ama işte delilerin gittiği bir yer. Zekai normalde biraz sinirliymiş; ama burada galiba aldığı ilaçlar yüzünden pek bir şeyini görmedik, (aslında bazen sabah kahvaltısında bakıyorumda adamın kıçı başı ayrı oynuyor galiba ilacın saati gelmediği için)

Neyse bugünlük bu kadar galiba. Yarın neler bekliyor bizi merak ediyorum.

Not: Gökhan selam söyledi.
Not: Ömer Faruk askere gelmeden önce aslan yuttu galiba bu nasıl bir horlamadır allahım.

Saat 22.37